arama

Heybeliada: Tarih, Medeniyet ve Adalet Paneli

  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Serkan Gözel Serkan Gözel
  • Oyla
    Loading...

Merhaba Değerli Adalılar ve tüm ada sevdalıları. Sizlerle tekrar bu satırları paylaşıyor olmanın sonsuz mutluluğunu yaşıyorum. Vakit ayırıp okuduğunuz için şimdiden teşekkürü bir borç bilirim.

1 Kasım Cuma günü adalarımızdan Heybeliada’da düzenlenen çok önemli bir panel ve sergi notlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Heybeliada: Tarih, Medeniyet ve Adalet Paneli

Güzel ama soğuk bir öğle vakti Heybeliada Hüseyin Rahmi Gürpınar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin konferans salonunda, Türk Tarih Kurumu’nca gerçekleştirilen, “Heybeliada: Tarih, Medeniyet ve Adalet” paneli ve sonrasında düzenlenen sergiye katılım oldukça fazlaydı ve özellikle öğrencilerin katılım sağladığı panelde başta Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof.Dr. Refik Turan, Türk Tarih Kurumu Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Güray KIRPIK olmak üzere çok değerli bilim insanları birer konuşma gerçekleştirdiler.

Panelin ana konusu her ne kadar Heybeliadamız olsa da ağırlıklı olarak Heybeliada Ruhban Okulu konuşuldu ki, henüz lise öğrenimi gören genç kardeşlerimize tarihi bilgi ve belgeleriyle milli bilinç kazandırmak istenildiği, tüm kamuoyuna ve dünyaya da aslında Ruhban Okulu meselesinin eğitim kurumundan öte, Türkiye Cumhuriyetimize karşı siyasi bir malzeme, bir silah, tehdit gibi kullanıldığının anlatıldığı bir panel oldu.

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan konuşmasında;

Heybeliadamıza gelmekten mutluluk duyduğunu, her bir sokağının sanki bir tabloyu seyredercesine güzel olduğunu, Heybeliada deyince, Prens Adaları deyince inci gibi bir yer aklına geldiğini, adalıların burada yaşıyor olmaktan ne kadar büyük bir mutluluk duysalar az olduğunu dile getirerek başladığı konuşmasında,

Devlet olmanın, kültür ve medeniyet sahibi olmanın her millete nasip olan bir şey olmadığını, Türkiye Cumhuriyetimizin tarihiyle ve yapısıyla böyle bir devlet, kültür ve medeniyet sahibi olduğunu, büyük Türk milletimizin de böyle bir devlete sahip olan nadir milletlerden olduğunu ifade ettiler.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi ile başlayan Türk hakimiyetinde, bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan Fener Rum Patrikhanesi ve tabiyeti olan Rum Ortodoks yurttaşlarımızla 1919-1923 yılları arasındaki Milli Mücadele dönemine kadar neredeyse sorunsuz, huzur içinde bu topraklarda, özellikle Prens adalarında yaşadığımızı ancak akabinde özellikle İzmirimiz’in Yunan Devleti tarafından işgali sonrasında dini etnik ve siyasi sorunların ortaya çıktığını, Heybeliada Ruhban Okulu meselesininde ne yazık ki sadece bir eğitim kurumunun kapanması sorunu olmadığını ifade ettiler.

Türk Tarih Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Güray KIRPIK ise;

Heybeliada Ruhban Okulu sorununun 19. YY.’ın ikinci yarısında ortaya çıktığını ifade ederek, 1815 Viyana Kongresi’nden sonra Tanzimat dönemi de dahil bazı büyük devletlerin, Osmanlı Devleti topraklarında yaşayan azınlıkların çoğaltılması çalışmalarına ağırlık verdiğini, nüfusu artan azınlıkların haklarının korunması(!) kılıfıyla devletimizden sürekli hak talebinde bulunduklarını, tam da bu dönemde 1844 yılında Heybeliada Ruhban Okulu’ nun inşa edildiğini, I. Dünya Savaşı öncesinde ise Türk topraklarında yaşayan Ortodoksların büyük bölümünün Katolik Hristiyanların menfaatine çalıştığını, Trabzon Metropoliti Hrisantos, Samsun ve civarında Karamencelos, İzmir ve çevresinde ise Kalapatis isimli Rumların ayrılıkçı faaliyetlerde bulunduğunu ve bu üç şahısın da Heybeliada Ruhban Okulu mezunu olduğunu dile getirdiler.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. A.Hikmet EROĞLU ise;

Heybeliada Ruhban Okulu meselesinde olduğu gibi diğer uluslararası sorun haline getirilmek istenen meselelerde de Türkiye Cumhuriyetimizin, büyük devlet olduğu iddiasında olan devletleri, Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığında adeta birleştirdiğini dile getirerek başladığı konuşmasında,

Avrupalı Devletlerin, Fener Rum Patrikhanesi’ ni “ekümeniklik” iddiasıyla Rusya’ya ve Rus Halkının büyük bölümünü oluşturan Ortodokslara karşı kullanılmak istenildiğini belirttiler.

Hacettepe Üniversitesi’ nden Prof. Ayten Sezer ARIĞ konuşmalarında ağırlıkla eğitimden söz ederek;

Eğitimin insana insanlık sürecini öğretmesi olduğunu, savaşların büyük bir bölümünün ne yazık ki din savaşı görümünde olduğunu ifade ettikten sonra özellikle Tanzimat sonrasında Osmanlı Devleti’ nin bir “Osmanlılık” kimliği oluşturma gayreti olduğunu, eğitimin ise ana ilkesinin millilik olduğunu özellikle vurguladılar.

Heybeliada Ruhban Okulu’nun adeta bir silah gibi kullanıldığını, azınlık okullarının I. Dünya Savaşı arefesinde ve sonrasında Türkiye’ mizin temeline dinamit koymaya çalışan kurumlar haline geldiğini, hatta Lozan Antlaşması’yla Heybeliada Ruhban Okulu’nun sınırlarımız dışına alınmasını istediğimizi ancak tüm Hristiyan devletlerin buna karşı çıktığını, Protestan olan İngiliz devletinin dahi karşı çıktığını dile getirerek, Heybeliada Ruhban Okulu’nun 127 yıl hızmet verdiğini, 930 mezun verip 333’ünün din adamı olarak görev aldığını, 12 psikoposun çıktığı bilgisini vererek konuşmasını tamamladılar.

Son konuşmacı Dr. Öğretim Görevlisi Hakan GÖKPINAR ise;

Ruhban Okulu’nun kapanmadığını, 1971 YÖK Kanunu’na uymak istemediği için kendi isteği ile öğrenci almadığını, böylelikle eğitime ara verdiğini, kendisi de Heybeliada Ruhban Okulu mezunu olan ve hala Fener Rum Patriği olan I. Bartholomeos’un tüm Hristiyanları birleştirmek gibi bir misyon edindiğini, 2005 ve sonrasında AB Üyeliği görüşmelerinde Heybeliada Ruhban Okulu meselesinin sürekli masaya getirilmesindeki asıl amacın Patrikhane ve Heybeliada Ruhban Okulu eliyle Lozan Antlaşması’nın delinmek olduğunu dile getirdiler.

Konuşmaların ardından kısa bir soru cevap bölümü gerçekleştirilerek panel tamamlandı.

Panelin ardından gerçekleşen sergide de Rum Patrikhanesi’nin bölücü faaliyetlerini konu alan arşiv belgeleri ve devletimizle olan bazı yazışmalarının resmi belgeleri sergilenerek tamamlanmış oldu.

Adalarımızın tek sahafı olan Heybeli Sahaf Nazım Hikmet beyfendi de panele katılanlardandı. Çok değerli birçok adalının da yer aldığı panel gerçek anlamda Prof.Dr. Refik Erduran hocamızın dediği gibi bu panele katılanların çok şanslı insanlar olduğu tarihi ve faydalı bir etkinlik oldu.

Heybeliada Ruhban Okulu ne yazık ki siyasi amaçlar ve hedefler gözetilerek bir eğitim kurumu olmaktan çoktan çıkmış/ çıkarılmış güzide, muhteşem bir yapı olarak Ümit Tepesi’nde tüm ihtişamıyla yer almaya devam ediyor. Bünyesinde muhteşem bir kütüphanesi, kütüphanesinde çok değerli tarihi el yazması kitaplarıyla, zengin bir ilim yuvası. Bahçesindeki tavuskuşu gibi öyle güzel bir yapı ki…

Dünyaya bir gün tüm peygamberlerin ve tabi Hz. İsa’nın barış ve sevgi dili hakim olduğunda inanıyorum ki bu muhteşem yapı, olması gereken gerçek misyonuna kavuşarak barış ve sevgi dolu nice insanlar yetiştirecektir.

Tüm adalılara ve ada dostlarına selamlar sevgiler.

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ